Kara nakliye şirketlerinde iş yapma şeklimizi değiştirmeliyiz.

Kara nakliye şirketlerinde iş yapma şeklimizi değiştirmeliyiz.

Ülkemiz 3 yanı denizlerle çevrili buna karşılık deniz filomuz yok denecek kadar küçük, olanlar çok küçük tonajda. Limanlarımız  bile su derinlikleri, kapasiteleri, art alanları, eski makineleri ile  artık büyük gemilere hizmet veremeyecek halde. Limanlarımızın demir yolu bağlantıları yapılmamış. Demir yollarımızın alt yapısı neredeyse cumhuriyetle yaşıt. Trenlerimiz sadece yolcu taşımaya uygun, yük taşımak için vagon ve lokomotif bulunamıyor. Garlarımızda yükleme ekipmanları ve stok alanları yetersiz. Hava taşımacılığımızda yolcu taşımaya yönelik milli havayolumuz, kargo uçaklarının sayısını azaltıyor. Kurtköy Sabiha Gökçen hava alanımızın kargo tesisleri boş duruyor. Yurt içinde onlarca hava limanı var ama hava taşıması yapılmıyor. Bunların yanında kara nakliye sektörümüz de bundan farklı değil.

Şimdi sizinle kara nakliye sektörümüzün sorunlarını tartışalım. Çözüm önerileri bulalım. Sorunu tanımlamak işin bir yarısı. Ancak çözüm önerileri işi tamamlamaya yetmemektedir. Uygulama planı yapmak, bunu oluşturacak alt yapıyı kurmak ve takip etmek de gerekiyor. Kara nakliye sektöründe gördüğümüz temel sorun, ölçeklerin çok küçük olmasıdır. Bu küçüklüğün üzerine çok eski model, verimsiz çalışan araçların hala kullanımda olması da tuz biber ekmektedir. Uluslararası pazarlarda kara nakliye filoları sınıflaması yapılınca araç sayısı 1-500 arasında olan filolar küçük filo olarak tanımlanmaktadır. 500 – 5000 araçlık filolar orta büyüklükte olarak tanımlanmakta, 5000 – 2000 araçlık filolar büyük filo 20000 adedin üzerindeki filolarda süper büyük olarak nitelendirilmektedir. Araç sayısının dünyanın bir çok ülkesinden kat ve kat büyük olduğu ülkemizde filoların tamamına yakını küçük filo olarak sınıflandırılmaktadır. Bunda en büyük etkinin teşviklerin verilmesi sırasında istenilen minimum araç sayısının çok düşük olması olarak görüyorum. Buna ilave olarak eski araçların ekonomik ömrünü yani 4 seneyi doldurması ile piyasaya satılması ve bunların kişiler tarafından alınarak nakliye sisteminde kullanılması da filo sayısının azalmasına neden olmaktadır. Kara nakliye kooperatifleri denilen ve dünyanın gelişmiş ülkelerinde rastlamadığımız oluşum da tek aracı olan şoförlerin sayısının neredeyse yüz binleri bulmasına neden olmuştur. Açılan her yeni fabrikanın kapısında, barakalarda hayatlarını kazanmaya çalışan bu kurum ve kişilerin de zaman zaman ticari anlayışı aşan davranışları ile karşılaşılmaktadır. Kooperatifler bir filo teşkil etseler bile filo özelliği taşımamaktadırlar. Kooperatifler birlikte olmanın getirdiği sinerjiyi yaşayamamaktadırlar. Her kamyon sahibi kendi işinden sorumlu olarak çalışmaktadır. Üretici firmaların kendi ürünlerini taşımak için kurdukları filolar da aynı ölçek küçülmesine yol açmaktadır. Sadece bir noktadan diğerine, her zaman dolu olmadan ve genellikle tek yönlü, haftanın birkaç günü çalışan bu araçlar da filoların büyümesine, işlerin bu amaçla kurulmuş olan şirketler tarafından yürütülmesine engel olmaktadır.

Lojistik bir ölçek meselesidir. Araçların her anının çalışır durumda geçmesi gerekmektedir. Buna yük beklemek süreleri dahil olmayacaktır. Lojistik anlamda kullanılan araçların günde 24 saat hareketli olması , birden fazla şoförle kullanılması, depo önlerinde araç değil treylerin beklemesi ve hareket ettiği her an üzerinde yük olması, gerçek araç yönetimidir. Bu çalışma da ancak kontrol edilen araç sayısının arttırılması ile mümkündür. Devlet teşvikleri az sayıdaki yeni araç alımına değil ekonomik ömrünü tamamlamamış araçların, ortak yönetimle birleştirilerek, daha verimli iş planlaması yapmak isteyen kuruluşlara verilmelidir. Araçlara takılacak olan uydu veya GSM iletişim sistemi ile araçların nerede olduklarının planlanması, takibi ve verimli kullanımı için bilginin toplanması mümkün olacaktır. Küçük filolarda çalıştırılması mümkün olmaya profesyonel yönetim kadroları, pazarlama gruplar, bilgi işlem alt yapısı gibi oluşumlara da fırsat sağlanacaktır. Birden fazla bölgede aktif kuruluşların bir araya gelmesi ile de bölgeler arasındaki iş bulma, dönüş yükleri sorununu çözecektir. Dolaylı teşvik olarak birleşen, güçlerini arttıran kuruluşlara vergi indirimi, uygun şartlarla kredi temini bu sektörün ihtiyacı ve hakkıdır. Bu birleşmelerin yönetilmesi de önemlidir. Her türlü bütçelenmiş  aktivitenin ölçülmesi ve bunları on line olarak kontrolü gerekmektedir. On-line araç kontrolü  ciddi bir yatırımdır ve tüm şirketlerin  birleşerek sahip olmalarında yarar vardır. Kooperatiflerde de bu hizmetleri verebilecek yapılanmalara geçilmelidir. Karşılıklı yük taşıyan kooperatiflerin yük paylaşımı ve planlaması yapacak bilgi ve organizasyona sahip olmaları şarttır.

Amaç milli servetlerimiz olan araçlarımızın ekonomik kullanılmasıdır. Daha fazla kamyona ihtiyacımız yoktur. İhtiyacımız olan mevcutların daha yüksek kapasite ile kullanılması ve eskiyen araçların ekonomik araçlarla yenilenmesidir. Dünyanın her ülkesinde gördüğümüz bir isim ve arkasından ve işareti olan & ile ikinci isim taşıyan kuruluşlar vardır. Ülkemizde ise iki kuruluşun iş birliğine gitmesi milli karakter yapımızdan dolayı nerdeyse imkansız hale gelmiştir. Bir elin nesi var? iki elin sesi var atasözünü üretebilmiş bir milletin fertleri olarak artık yalnızlığımızdan sıyrılmak, yaptığımız işleri bize sinerji sağlayacak benzer işleri yapan kuruluşlarla birleştirmek zorundayız. İsimlerimizin önüne veya arkasına & işaretini koymaktan korkmayın. Varlıklarımız birleştirmek bizi yeni varlık yatırımı yapmaktan kurtaracaktır. Artı değerlerinizi işinizi daha iyi yapacak teknikleri geliştirmeye harcayın. Çevremize bakalım yaptığımız iş dünyada bizim yaptığımız gibi mi yapılıyor yoksa daha farklımı? Farklı olduğunu görecek ve avantajı tanıyacağız.

Günlerinizin aydın, yolunuzun açık, yarınınızın güzel olmasını diliyorum.

Atilla Yıldıztekin