Araçlarınıza taşıyabileceğinden daha fazla yük yüklemeyiniz.

Araçlarınıza taşıyabileceğinden daha fazla yük yüklemeyiniz.

Kara nakliyesinde çeşitli tipte araç kullanıyoruz. Her aracın teknik belgesinde belirtilen cinste ve belirtilen ağırlıkta yüklerle kullanılması gerekmektedir. Araçlara taşıyabileceği mal cinsinden farklı cinste mallar yüklenmesi kullanım sırasında tehlike yaratması nedeniyle kaçınılması gereken bir konudur. Etkisi kullanım sırasında ortaya çıkmaktadır. Bundan daha önemli olan araçların fazla yükle kullanılmasıdır.  Bu durum sadece seyir sırasında aracımıza problem çıkarmakla kalmıyor aynı zamanda ileride de doğabilecek sorunların başlangıcı oluyor.

İstiap haddi dediğimiz, yani taşıma kapasitesinin üzerinde yüklenen bir yük şu nedenlerden dolayı bizler üzerinde olumsuz etki yapıyor ve risk yaratıyor. Etki kısa dönemde belli olmasa hatta bakı  kullanıcılar için küçük bir avantaj bile olsa, uzun dönemde etkisi geri dönülemeyecek kadar büyük olmaktadır.

Araların teknik kapasitelerinden fazla yüklenmesi öncelikle sürüş sırasında kazalara davetiye çıkartmaktadır. Bu kazalar mal kaybına yol açtığı gibi ciddi can kayıplarına da yol açabilmektedir. Fazla yük araçların lastiklerini aşındırmakta, motor, debriyaj, şanzıman, diferansiyel aşınmalarını arttırmakta, aracın ömrünü kısaltmaktadır. Amortisörler,  makaslar üzerine kalıcı hasar yaratmaktadır. Bu da aracın kullanım hayatı boyunca parça, tamir ve bakım giderlerini arttırmakta, aracın ikinci el satış değerini azaltmaktadır.

Kullanıcılar açısından da aracın aşırı yüklenmesi bir stres unsurudur. Her an kaza olabilir endişesi bir yana kara yolları üzerindeki ölçümleme istasyonlarına, trafik ve vergi  kontrollarına yakalanmak büyük bir sıkıntı unsuru olmaktadır. Kara yollarımızın inşaatı sırasından her yol belli bir lastik basıncına dayanacak şekilde inşa edilmektedir. Bunun üzerindeki baskı asfaltın ezilmesine, çatlamasına hatta alt yapının deformasyonuna yol açmaktadır. Milli servet dediğimiz yollarımız kısa zamanda bozulmakta ve tamir edilemediği için yine o yoldan geçmek zorunda kalan araç sahiplerinin delik deşik yollarda araç kullanmalarına neden olmaktadır.

Uzun uzun riskleri, tehlikeleri bahsetmek yerine ben fazla yüklemenin ticari anlamda taşımacılık işi yapan yani taşıyanların iş ekonomisi üzerindeki etkisinden bahsetmek istiyorum. Yaptığımız işin bize zarar vermeyeceğine o kadar emin olmayalım diyorum. Kara nakliyesinin bir maliyet fiyatı vardır. Araç amortismanı yani kullanımdan doğan değer kaybı, şoför aylık masrafı, sigorta, vergi gibi sabit giderler dediğimiz ve aracı kullanmasak da ödemek zorunda olduğumuz giderlerin yanında  aracın kullanımı sırasında oluşan yakıt gideri, bakım masrafları, lastik ve yedek parça masrafları, köprü otoyol, otopark giderleri, trafik cezaları, şoför harcırahları gibi değişken diye tanımlanan giderler vardır. Bu giderlerin tamamı iş yapılarak yani taşımacılık yapılarak sağlanmaktadır.

Taşımacılıkta taşıma ücretleri taşınan malın ağırlığına, gideceği mesafeye, pazara hakim olan rekabetin yönüne, müşterinin iş kapasitesine, gidiş istikametinde dönüş yükü olup olmadığına, mevsime göre değişkenlik gösterir. Bu kurallar LTL dediğimiz yani parsiyel kamyon yükleri için anlamlıdır. Yollanacak malzeme bir kamyonu doldurmadığı için konsolidasyon yani yük birleştirmesi yapılacaktır ve her müşteri ağırlığınca ödeme yapacaktır. FTL yani full kamyon yükü dediğimiz nakliyenin kuralları daha değişiktir. Burada araç seçilirken müşterilerin yollayacakları yükün cins ve ağırlığına göre araç seçmeleri gerekmektedir. Türkiye’de bir yanlış uygulama ile full kamyon yüklere de ağırlık başına fiyatlandırma uygulanmaktadır. Bu da araç sahiplerinin müşterilerine bazen kolaylık sağlamak, bazen da fazla kar etmek amacıyla büyük ağırlıklı yüklerinde küçük araç kullanmalarına neden olmaktadır. Böylece büyük yükleri taşımak için büyük ve pahalı araç yatırımı yapan kuruluşlar haksız rekabetle karşı karşıya kalmaktadırlar.

Türkiye’de taşınacak yük miktarı bellidir. Taşıyacak araçların da kapasiteleri bellidir. Bu da dengeli dağılımla her araç başına düşen yük miktarını belirler. Burada faktör taşıyacak araçların istiap hadleri kadar yük taşımalarıdır. Taşınan yük için müşterinin ödediği fiyat ton başına olduğu için değişmez. Hatta taşıyanların yapacakları fiyat indirimleri sayesinde azalabilirde. Değişen sadece bu gelirin taşıyanlar üzerinde dağılımıdır. Aşırı yükleme yapanlar kazandıkları fazla parayı mazot, parça, tamir gibi giderler harcayarak milli ekonomimize zarar verirken pazardaki pastayı küçültmekte ve arkadaşlarının daha az iş yapmalarına neden olmaktadırlar. İş miktarı azalmasa bile dışarıdan azaldı görüntüsü verilmekte ve fiyatlarda kıran kırana bir indirim yaşanmaktadır. Bu da dönüp tekrar bize yansımaktadır. Ya fiyat indirimi ya iş bulamama ile karşılaşılmaktadır.

Doğru olan herkesin aracının kapasitesi kadar yük taşıyarak pastayı küçültmemesidir. Yiyebileceğinden fazlasını ısırarak yiyenler sonunda pastanın çabuk bitmesine ve herkese yetmemesine neden olmaktadırlar. Ben Türkiye’de kara nakliye işinin herkese yetecek kadar büyük olduğuna inanıyorum. Hedefimiz kaliteyi düşürmeden, milli servetlerimizi yok etmeden, milli ekonomiye zarar yaratmadan, hakkımızı alarak, meslektaşlarımızın omuzlarına basmadan büyüyerek yaşamak olmalıdır. Her şeyi devletin kontrol mekanizmasından beklemeden bizler de yapıya birer taş koyalım. Başkasının taşıma hakkı olan aşırı yükleri aracımıza yüklemeyelim.

Günlerinizin aydın, yolunuzun açık, yarınınızın güzel olmasını diliyorum.

Atilla Yıldıztekin